Aklımdaki 4 Duvar · Aklımdaki Kelimeler

Zorunlu Özgürlük

Bugün, düştüğüm bir derdin içinde kendimi aradım. Tam kendimi buldum derken nerede kaybolduğumu hatırladım… ilginç.
Bir özgürlüğüm vardı benim elimden alınan. Başkasının yaşayamam dediği yerde başlayan. Kimselerin yürüyemeyeceği yerlere uzanan. Karanlıkların içine hapsolan bir özgürlük. Ve ben buldum. inanmayacaksın belki ama sonunda aradığımı buldum.  Artık oradayım. Tam orada tam burada. Kimselerin ulaşamayacağı, kimsenin gelemeyeceği ve kimsenin geçerken göz ucuyla bile bakamayacağı bir yerdeyim. Şimdilik yalnızım. Yapayalnız. Tek başıma. Bir başıma..
Seni sonra çağıracağım yanıma… Acele etme. Ama önce,

Sana bir şiir yazacağım, buradan. Seninle 9 yıl önce kaçırdığımız şeyleri tekrar yakalayalım diye. Bu bizim için de ayrı bir fırsat olacak. Ve, şahane bir şiir olacak. Sana ihtiyacım var.

Düştüm bak derdin için
Dert benim kimin için
Çiçek açsın yaz için
Kalbin dar benim için

Gün oldu, bugün. Dün devrildi. Sayarken yok olan dalgalar bir bir uzanır oldu karşıma. Hesap sorar gibi. Aldırmıyorum çırpınışlarına. Sanki bir şeyler anlatmak istiyor gibiler ama ben başımı çeviriyorum, gözümü kaçırıyorum başka yerlere. Alışıyorum, kanıyorum. uzaklara…

Düş sen de derdim için
Yan bir gün benim için
Çiçek solsun kış için
Kalbin kör benim için

Kelimeler kifayetsiz kaldığında rakamların altında buluşalım.
Koşa koşa gel. Ben öyle yapacağım.
6 ayda 1

Aklımdaki 4 Duvar
bir bukle…

Aklımdaki 4 Duvar · Aklımdaki Kelimeler

Korkarsan üçe kadar say..

Şimdi, seni çok uzaklara götüreceğim. Ama geleceğe değil. Oraya daha çok yolumuz var. Şimdi geçmişe gideceğiz. Birlikte. Beraber. Hemen, şimdi. Korkuyorsan gelme. Ya da gel. Korkarsan elimi tutarsın. Bakarsın, beğenirsen; oraya saklarım seni.

Yıllar yıllar önce idi. Değil mi? Sen de biliyordun. Çok zaman geçti, üzerinden. Hani demiştim ya “o yıllarda küsünce utanıyorduk.” diye. işte yine öyle yıllar. Ama yıllar nasıl mutlu nasıl huzurlu bi’ görsen. Tabii ya.. Sen de gördün o yılları. Ne yaptın ne ettin; unuttun, aklına getirmedin, hatırlamadın… Yoksa. Yoksa numaramı yapıyordun, bilmiyorum…
Ama ben çok iyi hatırlıyorum.
– Yetmez mi? …
Deneyelim. Bakarsın yeter.

Fakat biz artık tanımıyorduk o yıllarda birbirimizi. Ne sen beni ne ben seni. Sahi ne olmuştu bize. Ne yapmıştık birbirimize. Nasıl böyle oldu. Nasıl yapabildik bunu birbirimize. iç içe geçmiş yıllarda geleceğimizi aramıştık oysa yıllarca. Kendimizi aramak yerine. Nerede, nasıl kaybettik; biz bizi, sen beni, ben seni.
Bir zaman sonra…
Aldandık; gözlerimize, sözlerimize ve gülüşmelerimize. Hemde ne aldanma. Bir daha aldanma. Bu son cümleyi sesli düşündüm galiba.

Biliyorduk. Çare yoktu, elimizden bir şey gelmiyordu. Bi’ duralım, artık yorulduk. Sevelim dedik birbirimizi. Anlaştık, sözleştik. Bir bahar akşamı. Aylardan haziran. Günlerden çarşamba. Tek bir yıldız parlıyor gökyüzünde. Saat 20.18. Bir parkta. Bir bankta. Yan yana. Bakıp donakaldık birbirimize. Göz göze, el ele, diz dize oturuşlarımızda. Aynı cümleye başlayışlarımızda…

Öyleydi. Yıllar yıllar önce idi. Fark eder mi?, Ne zaman olduğu. Geçmiş, şimdi, gelecek. Zaman sadece zaman. Biraz daha zaman. Tamam öyle olsun. Düzeltiyorum. O kadar da çok zaman geçmedi, üzerinden. Sanırım, galiba dündü. Dünden önceki gün neydi? Evet, o gün de olabilir. Ama bana sanki yıllar yıllar önce gibi geliyor. Seninle zaman hem var hem yok. Hem az hem çok. Hani derler ya zaman durmuş gibi. işte öyle bir şey.
– Korkmadın değil mi? Korkma. Daha yeni başladık yolculuğa.

Her kelimem bir şiirime atıftır.
6 ayda 1

Aklımdaki 4 Duvar
bir sufle…

Aklımdaki 4 Duvar · Aklımdaki Kelimeler

Hür irademle…

Normal şartlar altında ideal gaz denklemi… Durun, durun bir dakika. Böyle giriş yapmamalıyım. Yıllar sonra düz metin yazacağım. Böyle başlamamalıyım.

Normal şartlar altında ideal koşullar sağlansa bile.. Evet, şimdi oldu. Normal şartlar altında ideal koşullar sağlansa bile düz metin yazan biri hiç olmadım. Hatırladığım kadarıyla en son lisede kompozisyon yazıyordum. Herhalde galiba sanırsam. Hatırladın mı? Hadi biraz gülelim. Ama şimdi değil. Gülmemiz gereken yeri sana söyleyeceğim. Daha sonra. Birlikte güleceğiz. Şimdiden söz verelim birbirimize. Neyse ne diyordum; evet, düz metin yazan biri olmadım. Eee, peki bu ne dersen. Hiç-bir-bilgim-yok.

Dün gece. Neredeydin sen ?
Dün gece. Saat 03.17 sularında. Hava nasıl soğuk. Anlatsam inanmazsın. Çıktım terasa. Oturdum sandalyeye. Seyrettim gökyüzünü. Yıldızlar o kadar parlaktı ki. Hani birde… Şehir sakin. Herkes uyuyor. Dünya dönüyor. Mars dönüyor. Venüs dönüyor. Devran! dönüyor, devran. Kimsenin umrunda değil. Biraz sonra da güneş görünecek ama ay izin vermiyor. Şimdilik… Tatlı bir rekabet var aralarında. Kimin galip geleceğinin belli olmadığı bir rekabet. Hoş, bazen yan yana geliyorlar ama olsun. ikili ilişkiler arasında olur öyle tatsızlıklar değil mi… Sana gelicez. Acele etme. Şimdi benden bahsediyoruz. Oturdum sandalyeye. Baktım gökyüzüne. Sonra bir yıldız kestirdim gözüme… Bir baktım şöyle ona… Biraz da kıstım gözümü. Bir baktım; hem ona hem sana, bana, bize (?) insanlara, insanlığımıza… Dedim ki ne hayatlar yitip gitmiş şu dünyada. Dünya uğruna. Yaşam uğruna. Hayat uğruna. Ama tarihin cilvesine bak ki dünya hâlâ dönüyor. işte o zaman bir kez daha farkına vardım… Bir kez daha anladım. Ne yaparsan yap. Kendin için yap. Çünkü dünya dönüyor. Durmuyor bu kahrolasıca dünya, dönüyor. Sanki yapabilecekmişim gibi diyorum; dünyayı tutsam bir köşesinden, durdursam, silkelesem. Yapabiliyorken birde tersine çevirsem. Olmuyor. Ne yaparsam yapayım, olmuyor. Dünya dönüyor. Umrunda değil… Hemen pes ediyorum. Eee tabiî soğuk da var. Affeder mi dünya kendi hakkında konuşanları. Kalkıyorum sandalyeden. Veda bile etmeden dünyaya geçiyorum içeriye. Sonra sabah oluyor aniden. Hayat yeniden başlıyor…. Başlıyor da kim için ? Benim için. Senin için. Bizim için. Hangimiz için ?…

Peki. Buna ne diyorsun ?  -Bi’ dakka. Sana gelicez.
Giriyorsun marketten içeriye. Bir şeyler alman önemli değil. Çıkarken selam veriyorsun çalışanlara. Sana bakıyor, gülümsüyor. Teşekkür ediyor. işte o zaman dünya bir kaç saniyeliğine duruyor. Dünyaya inat hayat devam ediyor… Ama bazen… Selam bile vermiyorsun. Alıyorsun alacağını. işim bitti diyorsun. Çıkarken sana bakıyorlar. Görüyor, hissediyorsun. içinde buruk bir acı. işte tam o zaman anlıyorum – anlıyorsun – anlıyoruz dünyanın neden döndüğünü… Bazen gidiyorsun bir yerlere. Sabahlara kadar eğlenmek için. Doya doya. Gün ağarana kadar. Bazen de kalabalığın ortasındasın. Hayat yormuş. Herkes dursun istiyorsun. Herkes sussun. işte tam o an. Tam o an. Yere oturup ağlamak istiyorsun. Haykırırcasına. Boğulurcasına. Ölünceye kadar…
Hangisi daha makul. Hiç-bir-fikrim-yok.

Sana gelince…
Ama sen dinlemiyorsun ki beni… Diyeceğim o ki…

Biz ne sanıyorduk dünyayı da gelmişiz buraya. Hem de daha yolun başındayken. Dünya henüz gençlik çağlarını yaşarken. Niye erken geldik. Sen neden geç kaldın bu kadar. Demiştim ya. Saat gece 03.17. Kimse yok ortada. Dünya bu işte. Kiminin derdi var ama mutlu. Kiminin derdi yok hep mutsuz. Kimisi kalp kırıyor. Yakıyor, yıkıyor, parçalıyor. Kimisi o kalbi kırmamak için gözünün içine bakıyor. Kiminin birçok hayatı var. Hangisinde yaşayacağını şaşırıyor. Kiminin hayatı elinden alınıyor. Yeniden kurmak için çabalıyor. Kimisi gelmiş dünyaya, giderken bir çivi bile çakmamış. Olsun diyor, olsun. Kimisi dünyayı yerinden oynatıyor. Ne yapacağını biliyor. Olursa zaten böyle olur, olmalı diyor.

işte şimdi sana geldik. Diyeceğim o ki…
Hani diyordum ya… “Hayat buysa. Dön başa. Ara ve bul beni.” Şimdi söyle bakalım. Ne oldu o iş ?…

Ama olmaz ki böyle… Güleceğimiz yere daha gelmedik. Dünya bir kaç tur daha atsın bakalım güneşin etrafında. Belki bir gece ay istifa eder. Vaz geçer. Umudunu yitirir. Nereden bileceksin. Yarını bilen mi var ?
Olmadı değil mi ? Olmadı. Olsun, bir de gece 04.29 da bakarız gökyüzüne… Olur mu? Kalın giyin gel. Günün bu saatleri soğuk olmaya başladı, buralar…

Her sen bir ben. Bir ben bir sen..
6 ayda 1

Aklımdaki 4 Duvar
bir kuple…